./..
"ben konuşurken gözlerimin içine bakıyor. gözlerini, gözlerimden ayırmadan ve hiç kırpmadan. gözleri durgun, kıpırtısız bir gölün yüzeyi gibi. öyle dinliyor ki beni; insana o anda anlattığı şeyin aslını unutturup, anlattığının bu bakışı haketmesi gerektirdiğini düşündürtüyor. cümlem, bu bakışı haketmezse havada asılı kalacakmış gibi tereddütle çıkıyor ağzımdan..dudağının kenarına yerleştirdiği belli belirsiz gülümseme kıvrımı ile beni sarıp sarmalıyor.. cümlemin hemen ardından, aklına gelen bir şeyi söyleyeceği izlenimi yaratıyor, yutkunuyor, dudaklarını aralıyor ama hayır, yavaşca tekrar kapattığı dudakları ile susmaya devam ediyor.. beni can kulağı ile dinlerken yüzüne "seni çok iyi dinliyorum, seni böyle ömür boyu dinleyebilirim" ifadesi gelip oturuyor. sanki iki eliyle yüzümü avuçlayacakmış, sanki gövdesini gövdeme yaslamak istiyormuş gibi göğsü ileri, bana doğru çıkıyor. omuzları göğsünden de ileri geliyor ve "ben seni sarıp sarmalar, gözlerinin içine bakar, hatta seninle sevişirken bile böylesine dikkatle dinleyebilirim" ifadesi, yüzüne muzipçe yerleşiyor. sepya bir fotoğraf gibi sabit ve dikkatle bakan gözbebeğini gözbebeğime yapıştırıyor..iki gözbebeği de hiç bir yere kayamıyor; ya benim ayaklarımı bastığım yer...?! " ./..m.b.