11 Haziran 2016 Cumartesi

japona hainlik ettim..,

hiç kimseye kötülüğüm dokunmamıştır diyemem..
bilerek ya da bilmeyerek birilerine kötülük yapmışımdır..
ama hainlik yaptığımı hatırlamıyorum..
ta ki; Mostar Köprüsü'ndeki o japona kadar..
o hiçbir suçu olmayan, masum japona hainlik yaptım..
o ise benim ona hainlik yaptığımın bile
farkında değildir muhtemelen..
pişman mıyım..?
hayır, katiyen..



şimdi efendim japona yaptığım hainliği anlatmam gerek.. 

Mostar köprüsüne vardığımızda hava kararmak üzereydi..
birkaç fotoğraf çektim ama istediğim açıdan değildi.
bir keşif yapınca mükemmel bir mekan buldum..
her müslüman ülkede kapıları açan adım-soyadım-yüzüğüm
üçlüsü ile özel izni aldım ve saatimi sabah 5.30 a kurup yattım..
sabahın ayazında makinamı kaptığım gibi otelden fırlayıp mekana geldim..
kapı açıldı. avluyu geçip muhteşem terasa çıktım..
çekimlerime başladım.



sabah olmasını istememin nedeni köprünün üzerindeki bin japondan kurtulmak, köprüyü boş fotoğraflamak
ve tabii sabahın yumuşak ışığı..
neyse başladım fotoğraflarımı çekmeye..
o sırada tam önümdeki duvarın üzerine iki güvercin geldi.
ben hemen sessizce biraz daha yaklaşıp yere yattım.
alçak duvarın üzerindeki güvercinleri çekmeye başladım.
biri hemen uçtu gitti. diğeri benimle kaldı..
ben çekimlerimi yaparken arkamda çakılların üzeride bir ayak sesi duydum. baktım arkamda bir japon duruyor..
elinde makinası hazır bekliyor.
köprüyü çekmek istese çeker. teras geniş. açı bol..
ama o güvercini çekmek istiyor.
tabii benim çektiğim açıdan. arka fona köprüyü denk getirerek..
bütün nezaketi ile ses çıkarmadan sıranın kendisine gelmesini bekliyor..
ben ise güvercini ve köprüyü aynı karede değişik açılardan çekmek ve bunu kuşu uçurmadan yapmak için türlü şekillere giriyor, kâh yere yatıyor, kâh dizlerimin üzerine çöküyor çekiyor da çekiyorum.
yaklaşıyor da yaklaşıyorum..
beş dakika, on dakika, on beş dakika sürüyor bu..
japon arkamda bekliyor ama ben gıcık olmaya başlıyorum.
sabahın bu saatinde bu fotoğrafların bana bahşedilmiş olduğunu, benden başka bunu kimsenin çekememesi gerektiğini düşünmeye başlıyorum.
tipik fotoğrafçı bencilliği..
yoktur benim böyle bencilliklerim diyeni takdir ederim.
bende acayip vardır.!
çok pis vardır..!
(bu nedenle grup fotoğrafçılığını bıraktım)
neyse ben çekeceğim kadar çektim, güvercin verebileceği kadar poz verdi, yandan, soldan, sağdan, arkadan, direkt yüzüme bakarak
her türlü.
japon arkamda sessizce bekledi.
ve ben tamam yeter artık deyip kalkarken kasden, bilerek ve isteyerek öyle bir ani hareketle yaptım ki;
kuş pırrr diye uçuverdi..!!

Hiç yorum yok: