5 Aralık 2014 Cuma

yine "saçmalamayınız"..,



yine bir "saçmalamayınız"da daha birlikteyiz arkadaşlar..

hadi yine ben kötü olayım (iki tarafa da)


-hem, seçme ve seçilme hakkı "verilmiştir", bir mücadele ile alınmamıştır diyenlere..

-hem de "dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkını veren ilk ülke" diyenlere..

-hem de cumhuriyetin kadınlara "bir lütfuymuş gibi satmaya kalkışanlara.. (üç taraf oldu)


1- osmanlı döneminden beri kadın hakları konusunda mücadele eden öğretmen ve yazar Nezihe

Muhiddin önderliğindeki bir avuç kadın Mustafa Kemal'in kurduğu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kadınlar kolunu oluşturmak üzere başvurdular. cevap alamayınca, daha cüretkâr bir adım attılar: 15 haziran 1923'te 'Kadınlar Halk Fırkası' '(KHF) adıyla bir partinin kuruluş beyannamesini içişleri bakanlığı'na sundular. içişleri bakanlığı'nın tam sekiz ay süren sessizlik döneminden sonra, hükümet 'kadınların seçme ve seçilme hakkı olmadığı' için KHF'nin kuruluşuna izin vermediğini tebliğ etti.

Nezihe Muhiddin ve arkadaşları yılmadılar, 'taşkın' maddeleri değiştirerek 7 Şubat 1924'te Kadın Birliği adlı örgütü kurdular.

cumhuriyet gazetesi "Türkiye'nin hayatında çok mühim meseleler mevcut olduğu bir zamanda hanımlarımızın mebusluk propagandası veya reklamı ile meşgul olmaları pek ciddiyetsiz" diye yazıyordu.

TKB'nin siyasi haklar mücadelesi, Nezihe Muhiddin hakkında birliğin 500 lirasını kişisel amaçlarla harcadığı gerekçesiyle soruşturma açılması ve birlik yöneticiliğinden istifa ettirilmesiyle sona erdirildi. Yunus Nadi, olayı "Oh diyoruz, aman kurtulduk! Artık her gün kusma eğilimi içinde bunalmaktan kurtulduk!" diye değerlendirmişti.

yani arkadaşlar daha fazla uzatmayayım (isterseniz uzatabilirim de) bu uğurda kadınlarımız mücadeleler vermişlerdir.. siz "kadınlarımız siyasi haklarını dünya kadınlarından çok önce elde ettiler ancak bu hakları mücadele ederek değil, yönetici kesimlerin lütfetmesiyle elde ettikleri için bu haklarını layıkıyla kullanamadılar." diyen" ilber" beylere itibar etmeyiniz.. (bu arada her şeyin 1923 de sıfırdan başladığını sananlara hatırlatayım Nezihe Muhiddin bu mücadeleyi verirken 1 (bir) yaşında değildi.. o bir osmanlı aydınıydı...


2- türkiye "dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkını veren ilk ülke" falan değildi.. (ne ilkdi, ne de son..) ondan önce bu hakkı verenler ise şunlardı..

Yeni Zelanda'dan (1893), Avustralya'dan (1894-1908), Finlandiya'dan (1906), Norveç'ten (1913), Danimarka ve İzlanda'dan (1915), Rusya ve Hollanda'dan (1917), İngiltere, Almanya, Avusturya, Letonya, Polonya ve Estonya'dan (1918), İsveç'ten (1919), Arnavutluk, Çekoslovakya ve ABD'den (1920), Azerbaycan, Ermenistan ve İsveç'ten (1921), Moğolistan, Tacikistan, Kazakistan, Türkmenistan, Ekvador, Romanya, Güney Afrika, İspanya, Şili, Portekiz, Uruguay, Tayland, Brezilya'dan (hepsi 1924-1933 arası) sonra..


3- kadınlara seçme ve seçilme hakkı resmi ideolojinin iddia ettiği gibi bir 'lütuf' değildi. aksine, cumhuriyetin erkekleri, 9 yıl boyunca kadınlara bu hakkı vermemek için ellerinden geleni yapmışlar, onları yıldırmak, sindirmek için her türlü aracı kullanmışlardı. bu yıllarda erkek adaylar da merkezden belirleniyordu ve seçimler iki dereceliydi. kadınlarımız ingiliz ve amerikan kadınları kadar zorlu bir mücadele vermemekle birlikte, İstiklal Mahkemelerinin rejimin en güçlü adamlarını bile idama mahkûm ettiği, sürdüğü o yıllar boyunca, siyasi haklara ilişkin taleplerini ısrarla dile getirmeye çalışmışlardı. (bu konuyu çok detaylı olarak yazabilirim ancak sizi daha fazla sıkmayayım..)


kitap önerisi isteyen olursa da ayrıca veririm...


not..ayşe hür'ün konu hakkındaki yazısından derlenmiştir..,

Hiç yorum yok: