Yann Martel’in 2001 yılında yazdığı ödüllü romandan, Japon senarist, Ang Lee tarafından sinemaya aktarılmış Pi'nin Yaşamı filmi, ilk yarısında Hint kültür ve yaşamından öyküler, Pi'nin bütün dinlere karşı sempatisi, babasının "birini seçmelisin ama ben, bilim derim" şeklindeki nutku, ikinci yarısında ve okyanusun ortasında bir sandalın içinde kaplanla birlikte, babasına "bilim ha, bilim hiç bir şeydir, önemli olan imandır" felsefesini kanıtlamasıyla geçiyor denebilir..
filmin aslı sandaldaki pi ve kaplan richard parker hikayesine dayanmasına rağmen ben oraya kadar olan bölümü daha çok beğendim ve daha çok bu bölüm benim ilgimi çekti..
film tabii salt macera filmi olarak algılanmamalı..tam bir semboller ve alegoriler geçidi şeklinde..
ister pi sırtlanı öldürene kadar richard parker'ın ortada görünmemesine ve “
Onu ehlileştirmem mümkün değil ama belki terbiye edebilirim” demesine bakarak ona aslında Pi'nin zihninin bir parçası -ya da