seyrettim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyrettim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2017 Salı

War Machine..,


Bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama; oscar'ı haketmişin dostum..!
War Machine






18 Ekim 2016 Salı

Diriliş Ertuğrul 3. Sezon Fragmanı..

3.Sezon Fragmanı müthiş..
Çekim kalitesi sınırları zorluyor..
Yine reyting rekorlarını kıracak gibi görünüyor..
3.Sezonun yayın tarihi de belli oldu..



Fragman ve yayın tarihi aşağıda..

18 Şubat 2013 Pazartesi

anna karenina..,

daha film başlar başlamaz ilk kafama takılan şey, karakterlerin ingilizce konuşması oldu..insan tolstoy'un rusyada geçen bir hikayesini seyredeceğini bilerek başladığı bir filmde, rusca konuşmalarını bekliyor arkadaş..ben romanı hayal meyal hatırlıyorum ..okuyalı 165 sene filan olmuştur..ama yeni okuyup da iyi hatırlayanlar her halde filmin teatral havasından, sahne geçişlerinden ve  son derece başarılı kostümlerden başka bir şeyden etkilendiklerini sanmıyorum..
Keira Knightley ile Jude Law, arasındaki büyük yaş farkı filmde belirgin bir şekilde

13 Şubat 2013 Çarşamba

Silver Linings Playbook - Umut Işığım..,




film çok güzel, çok samimi, karakterler müthiş, filmin afişine aldanıp bu filme romantik komedi deyip geçilmemeli filan da...(filmin sağlam gidişine bakınca, finali bayağı bir basit geldi bana.).
filmle ilgili söylemek istediğim iki şey var..birincisi Jennifer Lawrence filmdeki rolüyle oscar'da  en iyi kadın oyuncu adayım..film 2013 en iyi film adayı.... diğer adaylıkları ise şöyle..
Oyuncular: Robert De Niro ( En iyi yardımcı erkek oyuncu 2013 oscar adayı ), Bradley Cooper ( En iyi erkek oyuncu 2013 oscar adayı ), Jennifer Lawrence ( En iyi kadın oyuncu 2013 oscar adayı ), Jacki Weaver ( En iyi yardımcı kadın oyuncu 2013 oscar adayı )
Senaryo: David O. Russell ( En iyi uyarlama senaryo 2013 oscar adayı ),
filmin fragmanını buradan seyredebilirsin..
ikincisi ve asıl önemlisi....
müzikler… evet müzikler inanılmaz..film baştan sona adeta bir albüm..filmi izlerken insan ister istemez "bu müzikler ne ya..diye dalıp gidiyor..filmi bitirir bitirmez senin için araştırdım..
film hakkında bir çok şeyi, birçok yerde okuyabilirsin ama sana yapacağım en büyük kıyak bu olacak..
14 şarkılık soundtrack albümün listesi:

10 Şubat 2013 Pazar

Head Over Heels - 2013 Oscar adayı kısa film..,


Tim Reckart’ın -deyimin gerçek anlamıyla-  "alt-üst" olmuş bir evliliği anlattığı harika animasyon..,

The Master.., -veya Scientology -


muazzam güçlü bir senaryo, philip seymour hoffman ve joaquin phoenix'in adeta yarıştıkları, birbirlerinden rol çaldıkları -ikisi de oscar'a aday- muhteşem oyunculuk ile bence yılın filmi...türkiyede iki üç sinemada, bir iki hafta oynaması büyük talihsizlik..en iyi yardımcı kadın oyuncu ile birlikte üç dalda oscar adayı film iyi bir sonuç alırsa şubat sonunda filmi tekrar sinemalarda görebiliriz diye düşünüyorum..
joaquin phoenix oynadığı, daha doğru bir deyimle yarattığı "freddie" karakteri ile oscar almazsa
yazıklar olsun..
The Master’ın yönetmeni Anderson her ne kadar “Scientology tarikatının kurucusu yazar Ron Hubbard’dan etkilenmedim, filmin o tarikatla ilgisi yok’’ dese de kaçınılmaz benzerlikler gözden kaçmıyor..film adeta Scientology tarikatının kuruluş tarihçesini anlatıyor..
akademi lafım sana;

8 Şubat 2013 Cuma

Paris Seni Seviyorum - Natalie Portman'dan kısa film..,

"Öyle zamanlar olur ki...hayat bizi değişmeye çağırır. Bu bir geçiştir. Tıp ki mevsimler gibi. Baharımız çok güzeldi...ama artık yaz da bitti. Sonbaharı kaçırdık ve artık her şey soğudu." 6,5 dakikalık güzel bir natalie portman filmi..

3 Şubat 2013 Pazar

Pas ve Kemik - Rust and Bone..vizyonda..,


kapağında marion cotillard ismini gördüğüm her filmi alırım..
birincisi kendisine olan özel hayranlığım, ikincisi kötü bir filmde oynamaz ön yargım..
ve tabii yine yanılmadım..mükemmel bir film pas ve kemik..biraz "intouchables - can dostum "u andırsa da ondan çok daha sahici, hayatın gerçekleri üzerine kurgulanmış..intouchables gibi masalsı tek bir yönü dahi yok ve bir dramdan eğlence çıkarma peşinde değil..film, hiç bir benzer yanı olmayan, hayat standardı, sınıfı ve hatta dili dahi bir birine taban tabana zıt iki karakteri, hayatın nasıl da bir araya getirebileceği, bir birine mahkum edebileceği üzerine kurulu..bu yönüyle "intouchables" ile bire bir örtüşüyor..
ancak, kısaca belirtmeliyim ki; "intouchables"gibi keyifle izleyeceğin bir film değil..
tam bir dram bu film..içiniz sıkışabilir. hani amour için söylenmişti ya, işte orada bulamadığın "boğazına

31 Ocak 2013 Perşembe

Paperman - Oscar adayı kısa film..,


Oscar adayı kısa film..çok güzel..

tabii seyredince buna benzer bir film seyretmiştim ben diyeceksiniz..evet seyrettiniz

30 Ocak 2013 Çarşamba

BEASTS OF THE SOUTHERN WILD - Düşler Diyarı



2012'de Cannes'dan dört dalda, başka festivallerden de çeşitli dallarda toplamda 35 ödül sahibi bir film..
ödüllerin hepsi burada
Filmin yönetmeni genç bir yönetmen ve kısa filmlerinden sonra bu ilk uzun metrajı.  film tiyatro oyunu Juicy and Delicious'tan uyarlanmış.
yönetmenin ilk filmi ve oyuncuların profesyonel olmamasıyla insanı hayrete düşüren bir film..
life of pi'ye özgün derken, insana özgünlük, farklılık, benzersizlik neymiş tekrar gösteren olağanüstü bir

20 Ocak 2013 Pazar

Pan'ın Labirenti..,



bir yanda faşizmin gölgesinde 1944 ispanyası, sürüp giden savaş, vahşet, acı, bir yanda da peri kitapları okuyan ve okuduklarının varlığına sonuna kadar inanan küçük kız ofelia...

kelimenin tam anlamıyla kan ve masal bir arada, ama ayrı ayrı...
bir yanda olanca vahşetiyle faşizm, dibine kadar şiddet, bir yanda fantastik bir masal..hem de ne

17 Ocak 2013 Perşembe

Pi'nin Yaşamı..ya da "enel hak"




Yann Martel’in 2001 yılında yazdığı ödüllü romandan, Japon senarist, Ang Lee tarafından sinemaya aktarılmış Pi'nin Yaşamı filmi, ilk yarısında Hint kültür ve yaşamından öyküler, Pi'nin bütün dinlere karşı sempatisi, babasının "birini seçmelisin ama ben, bilim derim" şeklindeki nutku, ikinci yarısında ve okyanusun ortasında bir sandalın içinde kaplanla birlikte, babasına "bilim ha, bilim hiç bir şeydir, önemli olan imandır" felsefesini kanıtlamasıyla geçiyor denebilir.. 
filmin aslı sandaldaki pi ve kaplan richard parker hikayesine dayanmasına rağmen ben oraya kadar olan bölümü daha çok beğendim ve daha çok bu bölüm benim ilgimi çekti..
film tabii salt macera filmi olarak algılanmamalı..tam bir semboller ve alegoriler geçidi şeklinde..
ister pi sırtlanı öldürene kadar richard parker'ın ortada görünmemesine ve “Onu ehlileştirmem mümkün değil ama belki terbiye edebilirim” demesine bakarak ona aslında Pi'nin zihninin bir parçası -ya da

15 Ocak 2013 Salı

Frankenweenie..,

tim burton yine harika bir animasyon çıkarmış..Victor ve sevgili köpeği Sparky’nin hikayesi. tim burton  filmin başında sınıfta tek tek karakterleri gösterirken adeta "alın size tip tip karakter..seçin, beğenin"

13 Ocak 2013 Pazar

Barbara..,


1980 almanyasından bir öykü..Doğu Berlin'den sürülerek kırsal bölgedeki küçük bir hastaneye gelen ve dikkat çekmeden yaşamaya çalışırken bir şekilde ülkeden kaçmayı da planlayan barbara'nın öyküsü..
barbara adeta bir kalıp buz..evet film boyunca bir iki kez gülümseyen güzel kadın bir buz kalıbı şeklinde ama yüreği sıcak

10 Ocak 2013 Perşembe

Can Dostum - Les Intouchables..,



Bir İstanbul Modern keyfi ile -hem de bedava perşembede- sinemada sizlerle yine beraberiz..
Oscar'ın Yabancıları temalı filmler kuşağında Can Dostum (Les Intouchables) filmini izledim bugün..
Önce söyleyeyim ki; bu güne kadar 8-10 kişi ile çok film izlediğim salonu ilk kez dolu gördüm..Bunda filmin, bu yılki Cesar ödüllerinde ’En İyi Film’ ve ’En İyi Erkek Oyuncu’ dahil toplam 9 adaylık kazanması ve Fransa’da "tüm zamanların en fazla izlenen Fransız filmi" unvanını kazanmış olmasının da rolü vardır kuşkusuz..siz bakmayın sevgili İstanbul Modern'in, En İyi Erkek Oyuncu dalında César Ödülü'nü François Cluzet kazandı dediğine..ödülü Omar Sy kazandı ve César Ödülüne layık görülen

Solaris - Lem - Tarkovsky ..,


Polonyalı bilim kurgu yazarı Stanislaw Lem’in 1961′de yazdığı  romandan uyarlama olan 1972 yapımı Solaris, “Solaris gezegeninin yörüngesindeki bir uzay istasyonunda yaşanan doğaüstü olayların ve insanların hayalleri ve vicdan muhasebeleri üzerine bir bilim-kurgu”.
Ancak bütün bilim-kurguların tersine, içinde hiçbir uzaylının olmadığı bir bilim-kurgu..

Tamam, Tarkovsky deyince aklıma kamera hareketlerindeki yavaşlık, çoook uzun sürede en az hareket geliyor ama film öyle tablo gibi görüntülerle başlıyor ki;, sizi filmin içine çekiyor..
Filmin başında ne olduğunu önce anlamıyorsunuz ama olan şu; filmini seyreden insanları seyreden adamı ve filmi seyredenleri seyrediyoruz, seyrettikleri filmi biz de seyrederken..karışık mı oldu..evet

30 Aralık 2012 Pazar

Amour..,

hakkında o kadar çok "film bitip yazılar akmaya başladıktan sonra sinema salonundaki koltuğa çakılıp kaldık, çıktıktan sonra tüm yol boyunca filmden sahneler kafamda dönüp durdu, dayak yemiş gibi olduk, boğazımıza bir yumruk geldi oturdu" gibi övgüler duydum ki; bir ay önce aldığım filmi uygun bir ruh halimde seyredebilmek için beklettim durdum..neyse, kendimi iyi hissettiğim bugün, bir duble viski içip, ikincisini seyrederken içmek üzere yanıma aldıktan sonra başladım seyretmeye..
bekledim sıkılayım diye, bekledim daralayım diye, bekledim gerileyim, bekledim yumruk boğazıma otursun diye ama yok..olmuyor bir şey...tamam biliyorum haneke seyirciden yana olmuyor, duyguları sömürmüyor, ajite etmiyor ama, sürekli kendi kendime soruyorum... neden filmdeki hiçbir şey acı duymama neden olmuyor, neden bu muhteşem oyunculuk -Emmanuelle Riva kesin oscar alır- beni filmin bir parçası yapmıyor, içine çekmiyor..filmi bitiriyorum ve bunun cevabını biliyorum artık..çünkü

25 Aralık 2012 Salı

mutluluk asla yalnız gelmez..,


hava soğuk, dışarıda pis pis yağan bir yağmur varken , ayaklarını uzatıp, yanına sıcak bir içecek alıp, kafa yormadan seyredilecek, asla 4 TL'den fazla para verilmeyecek, bildiğin tüm sinema klişeleri ile dolu, müthiş eğlenceli romantik komedi..muhteşem Sophie Marceau ise kremanın çileği..bazı

lights in the dusk..,


kapaktaki isme bakmayın siz.. orijinal ismi laitakaupungin valot.."varoşların ışıkları" anlamına gelmekte..benim tarzım değil kuzey avrupa filmleri..sevmem, hatta nefret ederim..önyargılıyım bu konuda evet..ama bir "kaurismaki" filmi seyretmem gerektiği yönündeki tavsiyeye uyarak bu filmi

19 Temmuz 2012 Perşembe

being flynn..,






Robert de Niro bu rolle herhalde oscar'a aday olur..kazanır mı bilemem..
filmi seyrettim, ancak  içinde bulunduğum ruh hali gözönüne
alınırsa  zamanlamam hiç de iyi değilmiş..
tamam adam benden daha sıkıntılı bir durumda
ama...şaka şaka..
allah o durumlara kimseyi düşürmesin..amin..
oğlu rolünde messi oynuyor..!